AĞIZ VE ÇENE CERRAHİSİ

Ağız Diş ve Çene Cerrahisi ağız, diş ve çene bölgesindeki hastalıkların tanısının ve yapılacak tedavilerinin, klinik ve radyografik olarak belirlendiği diş hekimliği dalıdır.


Ağız boşluğu içerisinde yer alan yumuşak doku (yanak, damak, dil, dudak gibi) ve sert dokuları (dişler,kemikler,eklem) ilgilendiren rahatsızlıkların teşhisini ve cerrahi tedavisini gerçekleştiren bölümdür.


Diş çekimleri,20 yaş dişi çekimleri, gömülü diş operasyonları, implantlar,çene eklemi ve çevre dokuları, apse ve kistlerinin saptanması ve tedavisi, protez ve ortodontik tedavi öncesi dokuların düzenlenmesi vs gibi olgular çene cerrahisi kapsamındadır.

DİŞ ÇEKİMİ

Günümüzde, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin dişhekimliği bilimine katkıları sayesinde, öncelikle dişi tedavi etmek ve ağızda tutmak hedeflenmekle birlikte, hasta sağlığını koruma veya tedavi planlaması nedeniyle diş çekimine başvurulmaktadır.
Diş çekimi; Kanal tedavisi veya periodontal tedavi yöntemlerine cevap vermeyen dişlerin son çare olarak çene kemiğinden uzaklaştırılması işlemidir.

-İleri derecede çürük ve madde kaybı yüzünden tedaviyle kurtarılamayan dişler.

-Çarpma sonucu, tedavisi mümkün olmayacak şekilde kırılan dişler.

-Kanal tedavisine rağmen kurtarılamayan apseli dişler.

-İleri derecede dişeti iltihabı nedeniyle sallanan dişler.

-Zamanında düşmeyen süt dişleri.

-Aşırı konum değişikliği (dönme, devrilme vb.) nedeniyle sorun yaratan dişler

-Kist ya da tümör içindeki dişler.

-Tam sürememiş (gömük) ve sorun yaratan dişler.

-Yer darlığı nedeniyle ortodontik tedaviye yardımcı olmak amacıyla, sorunsuz olduğu halde bazı dişler çekilebilir.

Diş çekimi kuvvet gerektirir mi? Bu bakımdan kadın ve erkek dişhekimleri arasında fark var mıdır?

Çekim sırasında elbette bir kuvvet uygulanır. Ancak çekim aletleri zaten hekimin uyguladığı kuvveti birkaç katına çıkaracak şekilde tasarlandığından, aşırı kuvvet olumsuz sonuçlar bile doğurabilir. Dolayısıyla diş çekimi daha ziyade, teknik bilgi ve beceri gerektiren bir girişimdir. Birçok çene cerrahının kadın olduğu unutulmamalıdır.


Diş çekimi korkusunu yenmek için ne yapılabilir?

Öncelikle çekilmesi gereken dişin vücuda verdiği zararlar ve ağrı gibi olumsuzluklar göz önüne alınarak, bundan kurtulmak gerektiği hatırlanmalıdır.

İyi bir uyuşma sağlandıktan sonra, çekim sırasında, sadece bir basınç hissi ve dişin yükselmesi sırasında küçük çıtırtılar duyulabilir. Ağrı ya da acı olmaması gerekir. Genellikle insanlar çevrelerindekileri korkutmayı severler ve bu basınç ve çıtırtıları abartarak anlatırlar. Bu tür yanlış bilgilerin etkisinde kalınmamalı, her türlü soru hekime yöneltilmelidir.

Çekim öncesi yapılması gereken şeyler nelerdir?

Eğer doktorunuzun önerdiği bir ilaç (örneğin antibiyotik) söz konusuysa, mutlaka saatlerine uyarak, düzenli bir şekilde kullanın. Bir hastalığınız ya da allerjiniz varsa ve ayrıca bu yüzden sürekli kullandığınız ilaçlar mevcutsa, kesinlikle bunları hekiminize söyleyin. Çekimden önce pıhtılaşmayı geciktiren aspirin türü ilaçlar kullanmayın. Mümkünse dişler güzelce fırçalanmalı ve bir antiseptikli suyla çalkalanmalıdır. Böylece ağızdaki bakterilerin azalması ve enfeksiyon riskinin düşürülmesi sağlanır.



Diş çekimi öncesi nelere dikkat edilmelidir?



- Tok karnına gelmelisiniz.

-Rutin kullandığınız ilaçlarınızı doktorunuz aksini önermediği sürece kullanmış olarak gelmelisiniz.


- Eğer kalp hastalığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi genel bir hastalığınız varsa ya da ilaç kullanıyorsanız, size sorulmasa bile diş hekiminizi mutlaka bu konu hakkında bilgilendirmeniz gerekir. Ayrıca hamile olan veya hamile kalmayı planlayan hastaların da bu konuda diş hekimlerini mutlaka uyarmaları gerekir.


-Kalp hastaları mutlaka çekim öncesinde kullandığı ilaçlar ve hastalığının tipi hakkında hekimi bilgilendirmelidir.

-Anti koagülan (kan sulandırıcı) kullanan hastalar hekim nezaretinde ilaca ara vermelidir.

-Kan hastalığı bulunan hastalar mutlaka konsultasyona gitmeli ve hastalığı hakkında diş hekimini bilgilendirmelidir.

-Sinir sistemini düzenleyici ilaç alan hastalar kullandıkları ilaçları bildirmelidir çünkü bu ilaçlar yapılan anestezik maddenin etkisini azaltabilir.

-Şeker hastalarının değerlerinin kontrol altında olması gereklidir.

-Hamilelikte, ilk ve son üç ay güvenlidir yine de kadın doğum uzmanı ile konsultasyon yapmak gerekir.

-Alerji rahatsızlığı olan bireylerde, hasta hekime neye alerjisi olduğunu belirtmelidir. Kullanılacak anestezik maddelerin hasta için allerjen olup olmadığı test edilmelidir.

-Tansiyon hastalarının mutlaka ilaçlarını almış olmaları gerekir ve kullandığı ilaçları mutlaka hekime belirtmelidir. Değerler normal ise çekim yapılabilir.


-Gerekli gördüğü taktirde diş hekiminiz ilgili tıp doktorundan konsültasyon isteyebilir, diş çekiminizin zamanını veya çekimin uygun olup olmadığını araştırabilir. Zira diş hekiminiz; bazı genel rahatsızlıklarda diş çekiminden önce size antibiyotik önerebilir, kanı sulandıran bazı ilaçlar alıyorsanız doktor kontrolünde kesebilir, ya da açlık kan şeker değerinizin veya tansiyon değerinizin normal değerlere düşmesi için doktorunuza başvurabilir. Bu işlemlerin, sizi oyalamak için değil, genel sağlık durumunuz için yapıldığını unutmayınız ve lütfen bu konuda diş hekiminize, hastalığınızı saklamak yerine ona söyleyerek yardımcı olunuz.

- Diş çekiminden önce dişlerinizi fırçalayınız ve ağzınızı antiseptik bir gargara ile çalkalayınız. Bu önlemler, çekim sonrasında meydana gelebilecek iltihaplanmaları en aza indirecektir.

Profilaktik antibiyotik tedavisi gereken durumlar:

Sağlıklı kimseler için; diş çekiminde antibiyotik kullanımına gerek yoktur. Cerrahi işlem gerektiren kök veya gömülü diş çekiminden sonra hastaya antibiyotik verilir.

Sistemik bir hastalığı veya bağışıklık sistemi yetersizliği olan kimselerde diş çekimi öncesi ve sonrasında belirli bir protokol çerçevesinde antibiyotik kullanılması gerekir. Bu hastalıklar şunlardır:

Kalp kapağı protezi taşıyanlar, bakteriyel endokardit (kalp romatizması), kompleks siyanotik konjenital kalp hastalığı, hipertrofik kardiyomiyopati, bağışıklık sistemi yetersizlikleri, kronik böbrek yetmezliği, radyoterapi görmüş hastalar.

Diş çekiminde kullanılan anestezik maddelerin zararı var mıdır?


Hastanın sistemik bir rahatsızlığı yoksa herhangi bir zararı yoktur.


Diş çekimi sonrası nelere dikkat edilmelidir?

- Ağzınızı en az yarım saat süreyle suyla çalkalamayınız. Aksi halde kan pıhtısı oluşumu engellenir ve çekim yarasının iyileşmesi gecikir.

- 15-20 dakika boyunca çekim bölgesine yerleştirilen tamponu sıkı bir şekilde ısırınız ve normal yutkunmanızı yapınız. Aksi halde kanamanız uzun süre devam edebilir.

- Çekim yerine dilinizi getirmeyiniz, emmeyiniz veya d yabancı cisimlerle kurcalanmayınız Yoksa ağrı, abse veya kanama gelişebilir.

Birkaç gün içerisinde açık olan kemiğiniz dişetinizle örtülecektir.

- Diş çekiminden sonra ağrınız olabilir ve özellikle uyuşukluğunuz geçerken en yüksek değerine ulaşabilir. Bu, normal bir durumdur, meraklanmayınız. Bu durumda aspirin dışında herhangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz.

- Ağzınızdaki uyuşukluk geçene kadar yemek yememeli ve bir şeyler içmemelisiniz. Uyuşuk olan bölgeyi fark etmeden ısırıp yaralayabilirsiniz.

- Çekimi takip eden 2 gün boyunca ılık ve yumuşak bir diyetle beslenmelisiniz. Sıcak ve acılı gıdalardan ve asitli içeceklerden uzak durunuz.

- Çekimden sonra 2 gün boyunca sigara kullanmamalısınız.

- Çekimi takiben 24 saat boyunca alkol kullanmamalısınız.

- Çekimin ertesi günü itibarıyla rutin ağız ve diş bakımınıza devam etmelisiniz.

- Yazıldıysa veya genel hastalığınız nedeniyle çekim sonrası ilaçlarınızı düzenli kullanmalısınız.ilaçların kullanım saatlerine dikkat edilmeli ve kutu bitinceye kadar düzgün kullanımına özen verilmelisiniz. Her diş çekimi sonrası ilaç kullanımı şart değildir. Hekim ilaç yazmazsa ısrar edilmemelidir.


- Operasyondan hemen sonra çenede çekim yapılan bölgeye dışarıdan soğuk bir tampon (buz) uygulayarak yüzün şişmesinin önüne geçilir. Uygulama şu adımları takip eder: 10 dakika soğuk tampon- 5 dakika ara- tekrar 10 dakika soğuk tampon şeklindeki periyotlar. Bu uygulamaya yatıncaya kadar ne kadar uzun süre devam edilirse yüzün şişme ve morarma ihtimali o kadar azalır.

Kanama sızıntı şeklinde devam edebilir. Ancak daha yoğun devam ettiği durumlarda ılık suda biraz bekletilmiş bir poşet çay yara yerine koyulup 1 saat ısırılabilir. Uzayan kanamalarda, açık kırmızı renkli kanalarda, ağız içinden büyük pıhtı şeklinde kan geldiği durumlarda vakit geçirmeden hekime gidilmelidir.

İlk 24 saat boyunca diş çekilen taraf ile çiğneme yapılmamalıdır.

İlk 24 saat boyunca pipet kullanılarak bir şeyler içilmemelidir. Bu emme hareketi yara yerindeki pıhtıyı bozar.

İlk 24 saat sigara ve ilk 72 saat alkol içilmemelidir.

İlk 24 saatten sonra her 2 saatte bir ılık tuzlu suyla veya doktorunuzun yazacağı gargara ile gargara yapmak gerekir. Tuzlu su karışımı 1 bardak kaynayıp ağza alınabilecek sıcaklıktaki suya 1 çay kaşığı tuz koyarak hazırlanır.

Diş çekiminin ertesi günü yumuşak bir diş fırçası ile diş fırçalamaya başlanmalı, yara yerini zedelemeden ağız hijyeni en üst düzeyde tutulmalıdır.

İlk 5 gün boyunca baharatlı, acı, ekşi, tatlı, çok sıcak ve çok soğuk yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Yüzdeki şişlik aşırı olur, ağız açıp kapatmada zorluklar yaşanırsa hekime danışarak yüze sıcak tampon uygulanabilir.

Çekim yerinde ağrı varsa ne yapılmalıdır?

Çekim sonrası birkaç gün içerisinde başlayan kanamalar ve şiddetli ağrılar meydana geliyor ve kötü ağız kokusu eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden diş hekiminize başvurunuz.

Akut apseli diş neden çekilmez?

Dişte akut apse (ağrı, şişlik, ateş ve genel halsizlik) durumu var ise diş çekimi ve iltihap drenajı öncesi en az iki gün mutlaka antibiyotik kullanılmalıdır.

Antibiyotik kullanılmasının sebebi dişteki enfeksiyonun kan yoluyla vücuda yayılmasının(septisemi) engellenmesidir.

Enfekte (apseli) bir diş sadece antibiyotik kullanımı ile tedavi olamaz, mutlaka dişhekiminin tedavi etmesi gerekir.yoksa etken baskılanmış olacak ve süre sonra daha büyük sorunlarla geri gelecektir.

Kronik apseli dişlerde ise; antibiyotik tedavisi gerekmeksizin diş çekimi yapılır.

Apseli dişlerin zararları:

Tedavi edilmeyen diş apsesi; genişleyerek yakındaki dişleri, çene kemiğini ve çevre dokuları zarara uğratır.Ayrıca endokardit, pnömoni, mediastinit gibi hayatı tehdit edebilen hastalıklara sebep olabilir.Apseli dişlerin tedavisi ya da çekimi mümkün olan en kısa sürede yapılmalıdır.

Çekim sırasında diş neden kırılır?

Özellikle büyük azılarda, yani çok köklü dişlerde, kökler çok ayrık ya da eğri olduğunda.

Kemiğin elastikiyetini kaybettiği yaşlı kişilerde

Yine esnemeyen çok kalın çene kemiğine sahip olan kişilerde

Aşırı madde kaybı nedeniyle tutulacak yeri azalmış ve kırılganlaşmış dişlerde çekim sırasında kırılma olabilir.

Bu korkulacak bir durum değildir. Anestezi, yani uyuşma başarıyla sağlanmışsa, dişhekimi bu iş için üretilmiş aletlerle, kalan parçaları acısız bir şekilde çıkartır.

Yara iyileştikten sonra ne yapılabilir?

Çekim boşluğunun yerine, duruma göre, köprü, protez ya da implant uygulanmalıdır. Diş eksikliği sindirim bozukluklarına yol açabileceği gibi, çekilen dişe komşu olan dişlerde konum bozuklukları (eğilme, devrilme vb.) ve buna bağlı olarak çiğneme sorunlarına da yolaçabilir.

Alveolit Kemik İltihabı

Alveolit nedir?

Diş çekiminden sonra 2-3 gün içinde ortaya çıkan ağrı ile kendini gösteren rahatsızlıktır. En önemli sebebi çekim bölgesinde yeterli kanlanma olmamasına bağlı olarak çekim soketinin boş kalmasıdır. En önemli sebeplerinden biri çekim sonrasında sigara kullanımıdır. agız içinin genel hijyenin kötü olması ve hekim tavsiyesine uyulmaması da diğer etkenlerdir. Çekim boşluğundaki kan pıhtısının hasta tarafından temizlenmesi o bölgede kemiğin açıkta kalmasına neden olur.

En çok alt 20 yaş dişlerinin çekimi sonrasında görülürler.

Alveolit Tedavisi nasıldır?

O bölge hekim tarafından temizlenir içine ilaç konulur. Hastaya antibiyotik ve ağrı kesici verilir

Alveoliti engellemek için neler yapılabilir?


Her şey çok normal olsa bile bazen alveolit görülebilir

Çekim boşluğu kürdan vs. ile karıştırılmamalıdır

Çekim sonrasında ağız su ile çalkalanmamalıdır

Sigara kullanılıyor ise en az iki gün içmemelidir.

*Ankiloze diş cekimi

Dişler çene kemiği içinde, periodonsium denilen fibril bağlarla kemiğe tutunurlar. Bu yapı dişlere gelen kuvvetleri kemiğe iletirken süspansiyon görevi görür. Bazen sistemik rahatsızlıklar ve lokal etkilerle bu yapı bozulur ve diş kemikle tamamen kaynar. Bu durum ankiloz olarak adlandırılır. Ankiloze diş çekimlerinde bir takım komplikasyonlar oluşabilir.

Ankiloze dişlerin çekimi normal dişlere göre oldukça zor olmaktadır. normal dişlerin çekimi sırasında kemik içinde hareketlenmesi kolay olurken ankiloze dişlerde aşırı travma uygulamak bazen de kemik kaldırmak gerekebilir. Dolayısıyla iyişme süreci de olumsuz etkilenir.

İyileşme sürecinde diş hekiminin tavsiyelerine uyulmalıdır. Sigara, alkol ve sıcak içeceklerden kaçınılmalı, ağız bakımı ihmal edilmemelidir.

*Apikal Rezeksiyon

Apikal rezeksiyon nedir?

Çürük veya travmaya bağlı olarak meydana gelen enfeksiyonlar ilerleyen dönemlerde kök ucunda kist oluşumuna neden olabilir. Bu gibi durumlarda sadece kanal tedavisi yapmak, kemiğe ilerleyen bu enfeksiyonun temizlenebilmesi için yeterli değildir.

Sorunlu diş veya dişlere kanal tedavisi yapıldıktan sonra cerrahi bir operasyonla kök ucu açılarak kist, enfekte olmuş kemik dokusu ile beraber temizlenir. Özellikle ön grup dişlerde dişlerin ömrünü uzatan bir tedavi seçeneğidir.

Tedavi sonrasında hasta bu dişini uzun yıllar hiç bir sorun yaşamadan rahatlıkla kullanabilir.

Apikal rezeksiyon ameliyatı bütün dişlere uygulanabilir mi ?

Apikal rezeksiyon ameliyatı , büyük azı dişleride dahil , bütün dişlere uygulanabilir .

Azı dişlerinin bulunduğu bölge , apikal rezeksiyon için detaylıca değerlendirilmelidir . Özellikle alt çenede , ameliyat esnasında sinire zarar verilebileceği düşünülüyorsa , dişin çekimini yapmak daha sağlıklı olacaktır .

Ayrıca diş kökünün uzunluğu , apikal rezeksiyon kararı verilmesinde önemli bir faktördür . Diş kökünün 1/3 lük alt kısmı çıkartıldığı durumda ,kalan diş kökünün uzunluğu çok kısa olacaksa , dişi çekmek daha sağlıklı olacaktır .

Apikal rezeksiyon ameliyatı hangi durumlarda uygulanır ?

Diş kökünde meydana gelen ve kanal tedavisiyle geçmeyen kistlerde veya enfeksiyonların varlığnda,

Kanal tedavisi yapılırken , kök ucunda kanal aletinin kırıldığı durumlarda,

Kanal tedavisinin kök ucundan taştığı durumlarda ,

Kanal tedavisi işleminden sonra oluşan ağrılarda,

Dişe gelen travma sonucu , diş kökünün kırıldığı durumlarda,

Dişin kök gelişimini tamamlamadığı durumlarda, dişe kanal tedavisi yapılması gerekirse , dişin kök ucunu kapatmak için,

Dişin kök yapısı ve şekli , kanal tedavisinin yapılmasına izin vermediği durumlarda apikal rezeksiyon yapılır .

Apikal rezeksiyon nasıl yapılır ?

Anesteziyi takiben dişetinde insizyon(kesi) yapılır ve dişeti flabi(kesi dokusu) kaldırılır .

Dişin , kök ucu çevresindeki kemik bir miktar kaldırılır .

Kök ucunda kist mevcutsa , kist tek parça halinde kemik içerisinden çıkartılır .

Dişin kök ucu kısmı , frezler yardımıyla kesilerek çıkartılır ve düzeltilir .

Kanal tedavisinin , kök ucundaki bölümü bir miktar oyulur . Üzerine sızdırmazlığı sağlayacak şekilde , özel dolgu malzemeleriyle kanal ağzı kapatılır .

Kist boşluğu , bol serum fizyolojikle yıkanarak steril hale getirilir .

Kist boşluğunda büyük kemik yıkımı oluşmuş ise, kemik greftleri ile soket doldurulur .

Yumuşak doku , dikişler yardımıyla kapatılarak apikal rezeksiyon işlemi bitirilir .

Apikal rezeksiyon ameliyatı sonrası nelere dikkat etmeliyim?

Operasyon sonrası kanama oluşmaması için, tamponun yarım saat kadar tutulması gerekir . Sıcak ve sert yiyecek içeceklerden uzak durulması gerekir. Anestezinin etkisi geçmeden katı gıdalar yenilmez.

Operasyondan sonra şişlik oluşmaması için dışarıdan buz uygulanmalıdır. Buz, 24 saat 10 dakika da bir 5 dakika sürecek şekilde nemli havlu yardımıyla operasyon bölgesine dışarıdan uygulanır . Bu işlem daha çok , kemiğin fazla kaldırıldığı durumlarda uygulanmalıdır .

Apikal rezeksiyon sonrası , dişin üzerine 3-4 ay kadar protez yapılmaz, dişin üzerine çok aşırı kuvvet verilmemelidir .

Apikal rezeksiyon sonrası hafif şişlik ve ağrı normaldir . Hekiminizin yazmış olduğu antibiyotik ,ağrı kesici ilaçları kullanmalısınız . Ağız gargarası ve diş fırçalama işlemiyle de ağız hijyenini en üst seviyede tutmak gerekir .

APİKAL REZEKSİYON SONRASINDA ENFEKSİYON TEKRARLAR MI ?

Apikal rezeksiyon sonrasında enfeksiyonun tekrarlama riski vardır. Tekrarlama durumundaysa; diş kökünde şişlik, ağrı ve iltihaplanma görülür .

Apikal rezeksiyon ameliyatı sonrası enfeksiyon oluşursa, tekrar bölgenin açılıp, hastalıklı dokunun temizlenmesi gerekir. Enfeksiyonun tekrarlama ihtimali her zaman için söz konusudur.

Günümüz döneminde yaygınlaşan implant tedavisi, özellikle bu durumlarda, tekrarlayan enfesiyonlarda, dişin yerine iyi bir alternatif tedavidir. Çünkü vücutla uyumlu olan diş implantları , eksik dişin yerine yerleştirilerek , dişin her türlü estetik ve fonksiyonlarını karşılamakta , çok uzun süreler sağlıklı ve başarılı bir şekilde kullanılmaktadırlar .

*Diş Apsesi

Diş sağlığı ve ağızda oluşan çürükler bazen önemsenmezler. Fakat zamanında müdahale edilmeyen ve bakımı yapılmayan dişler ileride çok daha büyük sorunlara neden olabilirler. Özellikle diş çürümelerinde diş köklerine ve diş etlerine yayılan enfeksiyonlar diş kayıplarına neden olurlar. Bu durum apse olarak nitelendirilir. Enfeksiyonlara mahruz kalan diş ve çevre dokular şişerler ve ağrılara neden olurlar. Zamanla efeksiyonların etkisi ile ölen diş kökleri ağrıları geçer fakat enfeksiyonlar sağlam dişlere doğru yayılır.

Diş apsesinde; tedavi edilmemiş pulpa(diş özü) iltihapları pulpadan kemiğe doğru ilerleyek kök ucuna doğru yol alır ve kemik içinde yayılarak diş etine kadar ulaşır.

.

Apsenin oluşmasındaki en büyük etken hastanın tedaviyi ertelemiş olmasıdır. Yüzde, boyunda ve lenf bezlerinde şişlik görülebilir..

Apse belirtileri nelerdir ?

Apse oluşmadan önce o bölgede hafif şişlik, ağrı ve duyarlılık

Apseye sebep olan dişte kendiliğinden başlayan veya çiğneme sırasında artan ağrı

Dişlerde ve dişetlerinde zonklama şeklinde sürekli oluşan ağrılar

– Sıcak yada soğuk yiyecek ve içeceklerde bölgede aşırı derecede hassasiyet

– Yemek yerken hissedilen ağrılar

– Boyun bölgesinde şişmelerin oluşması

– Ateşlenme ve üzerinde yorgunluk hissi

Farklı farklı apse türleri var mıdır ?

İki farklı apse türü vardır. Bunlar;

1- Diş kökünde biriken apse

2- Diş ve diş eti arasında oluşan apseler

Diş köklerinde oluşan apseler ağız bakımının yapılmaması ve oluşan çürüklere müdahale edilmemesinden dolayı oluşur. Diş ve diş eti arasındaki apseler ise yine günlük olarak ağız bakımının yapılmamasından dolayı diş aralarında kalan yiyecek artıklarının temizlenmeyip burada bakteri ve tartarlarla beraber apselerin oluşmasına neden olmasıdır.

Oluşan apseler nasıl teşhis edilir ?

Diş hekimi röntgen ve bir takım tedavi metodları ile apseli diş bölgesinin teşhisini yapacaktır. Röntgen genellikle apseli diş ve diş etlerini bölgenin ne durumda olduğunu çok net bir şekilde göstermektedir. Ayrıca dişe buz ve elektrik akımı yollayarak tedavi teşhisi yapılır.

Oluşan apse nasıl tedavi edilmelidir ?

Diş kökün oluşan apselerin tedavisinde öncelikle apsenin drenajı sağlanmalıdır.

Bunu takiben kanal tedavisi veya dişin çekimi yapılabilir. Sistemik rahatsızlıkları engellemek için mutlaka antibiyotik kullanmak gereklidir. Ancak kesinlikle hekime danışmadan ilaç alınmamalıdır Bazı durumlarda yanlızca kanal tedavileride yeterli olmamaktadır. Çok ilerleyen vakalarda cerrahi bir işlem gerekebilir. Son çare olarak eğer kanal tedavisi ve cerrahi tedavide mümkün değil ise diş çekilip yerine implant tedavisi uygulanabilmektedir.

Diş eti ve diş arasında oluşan apselerde tedavi ise öncelikle bölge temizlenir ve iltihabın içi boşaltılır. Daha sonra apse yeniden nüksetmeyecek şekilde diş etleri ve dişin kök yüzeyleri arındırılarak temizlenir. Yapılan tedavi aşamalarında diş eti bölgesi uyuşturulmakta ve hasta herhangi bir ağrı yada sızlama hissetmemektedir.

Apse tedavisi sonrasında izlenilen yollar nelerdir ?

Diş hekimi bölgenin temizlenmesinden sonra temizlenme süresini takip eden ilk 6 ay içerisinde bölgenin röntgenini isteyecek ve kemiğin bölgede iyileşmesini, enfeksiyonların yeniden oluşup oluşmadıklarını kontrol edecektir.

YemeK artıkları dişimde kalıyor ne yapılması gerekir ?

Eğer diş ve diş etleri arasında boşluklar varsa yemiş olduğunuz yiyecekler bu boşluklar arasında birikebilir ve apse oluşmasına neden olabilmektedir. Böyle bölgeler diş hekimi tarafından kontrol edilerek dolgu işlemi ile bu bölgeler kapatılmalıdır.

Apselerin etkisi ne kadar sürer ?

Apseli bölgenin etkisi diş apsesi tedavi edilene kadar sürer. Bu sürede diş ve kemikler erimeye devam edecektir. Tedavi edilmez ve tedaviye geç kalınırsa diş kaybedilebilir.

Diş apselerin oluşmaması için neler yapmalıyım ?

Diş apselerinin oluşmaması için günlük diş bakımınızı ve belirli aralıklarla diş hekimi kontrollerinizi ihmal etmeyiniz. Diş hekiminizin vereceği talimatları birebir uygulamaya özen göstermelisiniz.

Dişte apse oluştuğu durumlarda neler yapılmalıdır ?

– Dişlerinizin günlük bakımını yapmaya devam edin

– Ağzınızı günde 3 – 4 defa ılık tuzlu suyla gargara yapın

– Çiğnerken apseli kısmı kullanmayın

– Diş ipi kullanma alışkanlığı edinin

– Bol bol sıvı tüketin

– Doktorunuzun tavsiye edeceği ilaçların dışına çıkmayın

– Diş hekimi kontrollerinizi ihmal etmeyin.

*Radyoloji

Diş röntgeni nedir?


Dişin ağız içinde gözüken kısmının yanı sıra kemik içinde kalan kısmı da teşhis ve tedavide önemlidir. Röntgenler mevcut bir rahatsızlığın tedavisinde önemli olduğu kadar rahatsızlık vermeyen bir problemin erken teşhisinde de önemlidir.

Diş röngenleri zararlı mıdır?


Dijital röntgen cihazlarının, filmli röntgen cihazlarının yerini almasıyla beraber uygulanan doz miktarı önemli ölçüde azalmıştır. Özellikle dijital panoramik cihazlar sayesinde tüm dişler tek seferde ve çok az doz uygulanarak değerlendirilebilir.

*Cerrahi Operasyon Sonrası Öneriler

Diş hekimliğinde cerrahi operasyonlar sonrasında dikkat edilmesi gerekenler;


Operasyonun ilk günü ağrı hissedilebilir.

Aspirin dışında, doktorunuzun önerdiği bir ağrı kesici alınabilir.

Tekrarlayan dozlar 6 saate bir alınabilir

Operasyon sonrasında kesinlikle tükürülmemelidir ve ağız su ile çalkalanmamalıdır. Tükürmek ve ağzı su ile çalkalamak yara yerinde oluşacak pıhtıyı ortadan kaldıracağı için kanamanın yeniden başlamasına ve enfeksiyon oluşma riskinin artmasına neden olmaktadır.

İlk gün yumuşak ve sıvı gıdalarla beslenilmesi gerekmektedir.

Operasyon sonrasında 2 saat hiç bir şey yenmemelidir.

İçecekler ılık olmalıdır.

Diş eti cerrahilerinden sonra yara yüzeyine koruyucu bir pat yerleştirilir. Bu patın düşmemesi için yumuşak şeylerin yenmesine ve o bölgenin temiz tutulmasına dikkat edilmelidir.

Operasyon sonrasında ilk 24 saat müdehale edilen bölgeye dışarıdan buz tatbik edilmelidir.

*Çene Kistleri

Özellikle 20 yaş dişlerinde ve uzun süre tedavi edilmemiş çürük dişlerin kök kısımlarında oluşan patolojik oluşumlardır. Kemik içinde oluşan kistlerin uzun süre tedavi edilmemesi ve çok geniş alanlara yayılmasıyla tümörler oluşabilir. Tedavisi kistin yerinden çıkarılması ve ilgili dişlerin çekimi ya da kanal tedavisi yapılmasıdır.

*Ağız Kanserleri

Ağız Kanserleri Nedir?


Ağız kanserlerinin oluşma sıklığı erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha fazladır. Ağız kanserleri çok ağrılı değildir ve çok hızlı ilerler. Erken teşhis edilmediği durumlarda hem fonksiyon kaybı hem de ağız deformitelerine neden olabilmektedir. Ağız kanserlerinden korunmada en etkili yöntem düzenli diş hekimi kontrolüdür.

Ağız kanserlerinin sebepleri nedir?


Sigara
Alkol
Kanserojen maddeler

Kronik travmalar (devamlı dudak ve yanak ısırma)

Genetik yatkınlık

Kötü ağız bakımı

Ağız kanserlerinin belirtileri nedir?


Ağız içinde ve etrafında beyaz ve kırmızı alanlar

Seste boğukluk

Yutkunma zorluğu

Dil ve çene hareketlerinde zorlanma

Ağzın çeşitli bölgelerinde his kaybı ve uyuşukluk

Sebepsiz şişlikler ve yaralar

Kendiliğinden oluşan kanamalar

*Gömük Dişler (Gömülü Dişler)

Gömük diş nedir, çekimi gerekli midir?

Diş etrafındaki çene kemiğinin çok yoğun olduğu ya da dişetinin çok kalın oluduğu durumlarda, çene kavsinin dar olması nedeniyle dişin sürecek yer bulamaması halinde, süt dişlerinin erken kaybı sonucu ya da bazı hastalıklara bağlı olarak sürememiş ve dişetinin altında, kemik içinde kalmış dişlere gömük diş denir. Bu dişler apseye neden oluyorlarsa, ağrı yapıyorlarsa, dişin büyüklüğü ve konumu çene kırığı riski taşıyacak kadar kemiğin incelmesine neden oluyorsa, tümör ya da kist ile birlikteyse ve komşu dişin çürümesine yol açıyorsa çekilmeleri gerekir.

Çoğu zaman hiçbir rahatsızlık vermediği için ancak radyografik incelemede fark edilirler.

Gömük kalmış dişler hastanın protez kullanımına bağlı olarak gelişen bası nedeniyle sonraki dönemlerde de sürme eğilimi gösterebilirler.

Genç yaşlarda özellikle ön bölgelerde gömük kalmış dişler eğer pozisyonları uygun ise ortodontik tedavi ile diş dizisindeki yerlerine yerleştirilirler.

Dişler Neden Gömük Kalırlar?

• Uzun süren iltihapların dişin üzerindeki mukozayı kalınlaştırması
• Kemiğin çok yoğun olması
• Anormal pozisyonlar
• Çenede yer darlığı ve komşu dişlerin baskısı
• Daimi dişlerin etrafında fazladan diş veya kistik oluşumların bulunması
• Çene kemiğinde enfeksiyonlar
• Süt dişlerinin gereğinden fazla ağızda kalması
• Süt dişlerinin vaktinden önce kaybı
• Genetik nedenler
• Hamilelik döneminde annenin geçirmiş olduğu hastalıklar (kızıl, kızamık, suçiçeği gibi) ve kullanmış olduğu ilaçlar
• Kansızlık
• Tüberküloz
• Damak yarıkları
• Yirmi yaş dişleri (üçüncü büyük azı dişi veya akıl dişi) ağzımızda en son süren dişler olduğu için gömüklükleri en sık görülen dişlerdir.

Gömük Dişlerin Çevre Dokularda Sebep Olduğu Problemler:

• Dayandıkları komşu dişlerin çevresinde kemik yıkımı ve periodontal problemler gelişir, hatta hiçbir rahatsızlık hissedilmeden komşu dişin kökünde rezorpsiyon (aşınma ve erime) gelişir ve diş kaybedilir.
• Özellikle yarı gömük diş ve yanındaki dişlerin çevresinde biriken besin ve mikroorganizmanın temizlenememesi dolayısıyla çürükler gelişir ve de tekrarlayan diş eti apseleri görülür.
• Gömük kalan dişin içinde bulunduğu diş folikülünden kist ve tümör gibi patolojik oluşumlar gelişebilir.
• Fokal enfeksiyon odağı olabilirler.
• Nedeni bilinmeyen çene, kulak ağrısı, çene eklemi ağrısında gömük diş çekildiğinde ağrılar bazen geçebilir.
• Gömük yirmi yaş dişinin enfeksiyonu ağız açıklığının kısıtlanmasına neden olabilir.
• Alt çenedeki gömük dişler bulundukları bölgede çene kemiğinin zayıflamasına ve bir travma sonucu kolaylıkla kırılmasına yol açabilirr.

* Ortodontik tedavide diş hareketlerine engel olacağından tedavisi öncesi çekilmeleri gerekir.

Gömük Dişerin Ameliyatı Sonrası Yapmanız Gerekenler:

  • - Ağzınızı en az yarım saat süreyle suyla çalkalamayınız. Aksi halde kan pıhtısı oluşumu engellenir ve çekim yarasının iyileşmesi gecikir.

  • - 15-20 dakika boyunca ameliyat bölgesine yerleştirilen tamponu sıkı bir şekilde ısırınız ve normal yutkunmanızı yapınız. Aksi halde kanamanız uzun süre devam edebilir.

  • ameliyat yerine dilinizi getirmeyiniz, emmeyiniz veya d yabancı cisimlerle kurcalanmayınız Yoksa ağrı, abse veya kanama gelişebilir.

  • Birkaç gün içerisinde açık olan kemiğiniz dişetinizle örtülecektir.

  • Ameliyattan sonra ağrınız olabilir ve özellikle uyuşukluğunuz geçerken en yüksek değerine ulaşabilir. Bu, normal bir durumdur, meraklanmayınız. Bu durumda aspirin dışında herhangi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz.

  • — Ağzınızdaki uyuşukluk geçene kadar yemek yememeli ve bir şeyler içmemelisiniz. Uyuşuk olan bölgeyi fark etmeden ısırıp yaralayabilirsiniz.

— ameliyatı takip eden 2 gün boyunca ılık ve yumuşak bir diyetle beslenmelisiniz. Sıcak ve acılı gıdalardan ve asitli içeceklerden uzak durunuz.

— ameliyat sonrası 2 gün boyunca sigara kullanmamalısınız.

— ameliyatı takiben 24 saat boyunca alkol kullanmamalısınız.

— ameliyatın ertesi günü itibarıyla rutin ağız ve diş bakımınıza devam etmelisiniz.

  • - Yazıldıysa veya genel hastalığınız nedeniyle ameliyat sonrası ilaçlarınızı düzenli kullanmalısınız.ilaçların kullanım saatlerine dikkat edilmeli ve kutu bitinceye kadar düzgün kullanımına özen verilmelisiniz. Her diş çekimi sonrası ilaç kullanımı şart değildir. Hekim ilaç yazmazsa ısrar edilmemelidir.


  • - Operasyondan hemen sonra çenede çekim yapılan bölgeye dışarıdan soğuk bir tampon (buz) uygulayarak yüzün şişmesinin önüne geçilir. Uygulama şu adımları takip eder: 10 dakika soğuk tampon- 5 dakika ara- tekrar 10 dakika soğuk tampon şeklindeki periyotlar. Bu uygulamaya yatıncaya kadar ne kadar uzun süre devam edilirse yüzün şişme ve morarma ihtimali o kadar azalır.

  • Kanama sızıntı şeklinde devam edebilir. Ancak daha yoğun devam ettiği durumlarda ılık suda biraz bekletilmiş bir poşet çay yara yerine koyulup 1 saat ısırılabilir. Uzayan kanamalarda, açık kırmızı renkli kanalarda, ağız içinden büyük pıhtı şeklinde kan geldiği durumlarda vakit geçirmeden hekime gidilmelidir.

  • İlk 24 saat boyunca diş çekilen taraf ile çiğneme yapılmamalıdır.

  • İlk 24 saat boyunca pipet kullanılarak bir şeyler içilmemelidir. Bu emme hareketi yara yerindeki pıhtıyı bozar.

  • İlk 24 saat sigara ve ilk 72 saat alkol içilmemelidir.

  • İlk 24 saatten sonra her 2 saatte bir ılık tuzlu suyla veya doktorunuzun yazacağı gargara ile gargara yapmak gerekir. Tuzlu su karışımı 1 bardak kaynayıp ağza alınabilecek sıcaklıktaki suya 1 çay kaşığı tuz koyarak hazırlanır.

  • Ameliyatın ertesi günü yumuşak bir diş fırçası ile diş fırçalamaya başlanmalı, yara yerini zedelemeden ağız hijyeni en üst düzeyde tutulmalıdır.

  • İlk 5 gün boyunca baharatlı, acı, ekşi, tatlı, çok sıcak ve çok soğuk yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Yüzbölgedeki şişlik aşırı olur, ağız açıp kapatmada zorluklar yaşanırsa hekime danışarak yüze sıcak tampon uygulanabilir.

• Ameliyattan 1 hafta sonra dikişler alınır.

*YİRMİ YAŞ DİŞLERİ (Akıl Dişleri)(20 lik Diş)

Her insanın yaşaması gereken bir süreç olan 20 lik dişlerin sürme süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte bazen ciddi sıkıntılar verebiliyor. Çok iyi bir kontrol süreci gerektiren 20 lik dişler diğer dişlerinizde çürüklere ,çapraşıklıklara ya da çene yapısında ciddi hasarlara neden olabilir. 20 lik dişlerin çıkma süreci bazılarında ağrılı olabilirken bazı kişilerde hissetmeyebilir. 20 lik dişler yanlızca 20 yaşında çıkan dişler değildir. Bu dişler herhangi bir yaştada (genelde16-24yaş arası) çıkabilirler. Kendine yer bulamayan bazı 20 lik dişler ağız bölgesinde çene kemiklerine gömülü halde enfeksiyonlara ve ciddi çene yapısı bozukluklarına da neden olabilirler.

20 yaş dişleri durum ne olursa olsun çekilmelidir diye bir kural yoktur. Radyolojik ve klinik muayeneler sonucunda, tamamen hastanın 20 yaş dişinin pozisyonu ve ileride yaratabileceği problemler öngörülerek çekilmelerine karar verilebilir. Sadece 20 yaş dişi ile ilgili olmamakla beraber, doğrusu 6 ayda 1 diş doktorunuza kontrol seanslarına giderek, ağzınızda var olan ya da olabilecek problemlerin erken teşhis edilerek gerekiyorsa tedavi edilmesidir."

20 lik dişler ne zaman çıkar ve neden çıkarlar ?

20 lik dişler 18 yaşlarından başlayarak 30 yaşına dek çıkabilir. Bazı kişilerde bu süreç daha ileriki yıllarada sarkabilir. 20 lik yaşlarının önünde bulunan azı dişler ağızda belirdikten sonra eğer 20 lik dişler için yeterli alan varsa 20 lik dişler çıkmaya başlar.

20 lik dişler çok ileriki yaşlarda da çıkabiliyor mu ?

Evet 20 lik dişler bazı kişilerde 30 lu yaşlarda da çıkabiliyor. Bu durum çene kemiği ve dişlerin oluşumu ile ilgilidir. Çene kemiğinde bulunan yer darlığı ve diğer dişlerin konumu 20 lik dişlerin çıkışını engelleyebilir. Böyle bir durumda ise 20 lik dişler gömülü kalır ve daha ileri yaşlarda bu engellenen durumlar ortadan kalktığı zaman diş yerini alabilir.

20 lik dişler bazı kişilerde yarıya kadar çıkıyor; Bunun sebebi nedir ?

20 lik dişler diğer dişlerin konumuna göre kendisine çene kemiği üzerinde yer bulur. 20 lik dişler için uygun yeterli bir alan olmadığı zaman yarıya kada çıkıp ileriki yıllarda uygun bir yer açılmasını beklerler.

20 lik dişler kişilerde birtakım problemler yaratıyor bunların sebebi nedir ?

20 lik dişler aslında kişiye herhangi bir zarar vermez. Çıkarken kendilerine uygun yer bulamayan dişlerin bir kısmı çıkar diğer bir kısmı içeride gömülü kalır. Bu işleyiş diş eti tarafından 20 lik dişin dışarıya çıkan kısmını çevrelemesi ve çevrelediği bölgede bir diş cebi oluşturması ile devam eder. Oluşturulan bu diş eti cebinde bakterilerin ve yemeklerin birikimi oldukça kolay olduğu için bu bakteriler kişide enfeksiyonlara ve enfeksiyonlarda da yüzde şişmelere neden olabilir. iyi bir ağızbakımı yapılmadığında kişi rahatlıkla sıkıntı yaşayabilir. 3 ve 6 aylık hekim kontrollerini mutlaka yaptırılmalı ve bu durumlara karşı önceden önlem alınmalı.

20 lik dişler diş fırçalarının ulaşamadıkları bölgelerde oluştuklarından dolayı bir takım yemek artıkları ve yemek artıklarından oluşan bakteriler bu bölgede enfeksiyonların, diş taşlarının ve çürüklerin oluşmasına neden olabileceğinden yeterli derecede yapılamayan ağız bakımında kişilerde ciddi problemler meydana getirir.

20 lik dişler çekilebilir mi ? çekilmeleri gerekir mi ? 20 lik dişler çekilmezse ne gibi sorunlar oluşturabilirler ?

20 lik dişlerin bazı durumlarda çekilmelerinde yarar vardır. Bunların başlıcaları;

– Sürekli olarak 6 yada 1 senelik dönemlerde tekrar edilebilen iltihaplanmaklarda

  • İleri seviyelerde çürüme durumlarında

  • – Kişiye sürekli olarak ağrı ve acıma hissi yarattığı durumlarda

– 20 lik dişin diğer dişlerin konumu itibari ile kendisine uygun bir alan bulup yarısının çıktığı, yarısının dışarıya çıkamadığı durumlarda

diş çekilmesinden korkan, bu durumu ihmal eden ve geçersiz nedenleri ileriye sürüp diş çekiminin geciktirildiği durumlarda kişilerde diş kaynaklı olmak sureti ile kist ve tümörler meydana gelebilir.

Sıkıntı vermediği halde 20 lik dişler çekilmeli midir ?

Bu duruma en iyi diş hekiminiz karar verir. 20aymış olduğumuz lik dişleriniz eğer diş fırçalarının ulaşamadığı bölgelerde belirdiyse ve uzamaya başladıysa problemlere yol açabilecek bir durum ile karşı karşıya kalındıysa doktorunuz bunu tespit edecek ve 20 lik dişinizi problem yaratmadan kolaylıkla çekip sizleri sıkıntılardan uzaklaştıracaktır.

20 lik dişler ile diğer dişlerin çekilmesi arasındaki farklar nelerdir ?

20 lik diş çekimlerinin diğer dişlerden herhangi bir farkı yoktur.bu fark eğer önceden önlem alınırsa işleyiş aynı diğer dişlerdeki gibi olacaktır. Fakat 20 lik dişlerin çekilmesinde gecikme olduysa, iltihaplanmalar yaşanmışsa, üzeri kemikle ya da mukoza ile kaplanmamıssa, duruş pozisyonunda herhangi bir sıkıntı olmamıssa diğer dişlerle çekilme işlemi aynıdır.

20 lik dişlerde ameliyat gerekli olabilir mi ?

20 lik dişlerin tam çıkamadığı ve diğer dişlerin onun üzerinde kaldığı durumlarda konum itibari ile bir operasyon gerekebilir.

20 lik dişler konusunda bilinen yanlışlar ?

Halk arasında 20 lik dişlerin herhangi bir işe yaramadığı ve çekilmesi gereken dişler olarak ele alındığı bilinen bir yanlıştır. 20 lik dişler eğer düzgün bir biçimde çıkıyor, diğer dişlerle uyumu gayet iyi ise ve fırçaların uzanabildiği bölgelerde ise kesinlikle ve kesinlikle korunması gereken dişlerdir.

Ağzımızda en son süren dişler yirmi yaş dişleridir. Bazı kişilerde de doğuştan hiç yirmi yaş dişi germi oluşmamıştır. Dolayısıyla bu kişilerde yirmi yaş dişleri hiçbir zaman sürmez. Ancak bazen bu dişler oluştukları halde sürme problemleri oluştururlar. Çenede yer olmaması veya çeşitli nedenlerle yirmi yaş dişlerini çekmek gerekebilir.

Genelde 16 ile 24 yaşları arasında sürmeye başlar. Eğer doğru pozisyonda sürmüş, diğer dişlere baskı yapmıyor, çevre dokulara zarar vermiyorsa ve ağız hijyeninin sağlanmasında engel teşkil etmiyorsa bu dişin yerinde kalmasında bir sakınca yoktur.

Hangi durumlarda yirmi yaş dişleri çekilmelidir?

Perikoronit (Dişeti Apsesi):

Kısmen çıkmış bir yirmilik dişi çevreleyen dişetinde bakteri ve yiyecek artıklarının depolandığı bir enfeksiyon odağı oluşur. Bu durum ağız kokusu, ağrı, ödem ve trismusa (ağzın tam açılamamsı hali) sebep olur. Enfeksiyon lenfler aracılığı ile yanak ve boyuna yayılabilir. Yirmilik dişin etrafındaki bu enfeksiyona yatkın zemin sık sık ve kolayca enfekte olmaya adaydır.

Basınç ağrısı:

Sürme sırasında yer darlığı nedeniyle komşu dişlerde basınç oluşabilir ve sıkışmadan dolayı bir ağrı hissedilebilir. Bazı durumlarda bu basınç ödem ve şişmeye yol açar.

Çürük:

Tükürük, bakteri ve yiyecek parçaları yeni çıkmakta olan dişin açtığı yuvada birikerek hem yirmilik dişi hem de yanındaki azı dişini tehdit eder. Bu tip çürükleri fark etmek ve tedavi etmek oldukça zordur. Ağrı ve enfeksiyona yol açan ve apseyle sonuçlanan ağır tablolar meydana gelebilir.

Kist oluşumu:

Gömük veya yarı gömük bir dişin sebep olduğu kistik lezyon kemik yıkımına, çene kemiğinde kendiliğinden oluşan kırıklara ve çevredeki dişlerin yer değiştirmesine ya da zarar görmesine sebep olur. Ağrısız oluşumlar olduklarından fark edilmeden büyürler. Kemik yıkımını önlemek için diş çekilmeli ve kist temizlenmelidir. Nadiren bu kist çok geniş alanlara yayılırsa tümörlere dönüşebilir ve çene kemiğine kendiliğinden kırıklara sebep olabilir.

Protezle ilgili sebepler:

Protez planlaması yapılan bir ağızda yirmilik dişleri hesaba katmak gerekir. Çünkü, yirmilik diş çekildikten sonra değişen ağız yapısına göre yeni bir protez yapmak gerekebilir.

Ortodontik nedenler:

Tamamlanmış bir diş arkında yer olmaması durumunda sürmekte olan yirmi yaş dişleri ark formunu bozup çapraşıklığa sebep olacaksa çekilmeleri gerekir.

Yanak ısırma:

Normal pozisyonda süremeyen 20 yaş dişleri çiğneme esnasında sık sık yanak ısırmaya sebep oluyorsa alınmaları uygun olur.

*KİSTLER

* Kistler, embriyolojik gelişim sürecinde dokular içine yerleşen hücre artıklarından,

* Kök kanalında gelişen enfeksiyon sonucu kök ucu meydana gelen patolojik değişikliklerle

* Kök ucunda kistik lezyonu bulunan dişlerin çekimi sonrası çene kemiği içinde bu lezyonun kalması sonucunda gelişebilir.

Kist Ameliyatları

Kist ameliyatlarında temel ilke tüm kistin çeperi ile birlikte çıkarılmasıdır. Kist lezyonu ile ilişkili olmayan komşu diş kökleri korunmalı ve kist içerisinde bulunan dişlerin apikal rezeksiyon yöntemi ile ağız içerisinde kalması sağlanmalıdır.

Kistin oluşturduğu basınç sebebiyle süremeyen (çene kemiği içinde gömülü kalan) dişler için;

Kist içerisine diren yerleştirilir. Bu diren her hafta değiştirilerek kist içindeki basıncın azaltılması, kist çevresinde yeni kemik oluşumu ve gömük kalan dişlerin sürmesi sağlanır.

Kist tedavisinin fonksiyonel veya estetik sorunlara yol açmaması için, büyük kist boşluklarının uygun kemik greftleri (kemik tozu) ve membranlar(bariyer) ile rekonstrüksiyonu gereklidir.

*ÇENE KIRIKLARI

Çeneler ve yüzü oluşturan kemikler (maksillofasiyal bölge); trafik kazası, spor kazaları, kişiler arası şiddet ve iş kazaları ve benzeri nedenlerle travma sonucu kırılabilir. Tipik olarak yüz yaralanmaları; yumuşak doku yaralanmaları (deri ve dişeti), kemik yaralanmaları (kırıklar) veya özel bölgelerin yaralanmaları (göz, fasiyal sinir veya tükürük bezleri gibi) şeklinde sınıflandırılabilir. Yüz yaralanmaları hastada, fiziksel travmaya olduğu kadar duygusal travmaya da neden olur.

Çene yüz kırıklarını en iyi şekilde tedavi ve stabilize eden cerrahi işlem; kemiğin kırılmış parçalarını tam karşılıklı getirerek birbirine küçük titanyum plak ve vidalarla sabitlemektir. Bu tedavi tekniği iyileşmeyi sağlamakta ve ihtiyaca göre çenelerin birbirine bağlanmasına da izin vermektedir. Bu yönteme rijit fiksasyon adı verilmektedir. Çeneler izin verdiği ölçüde immobilizasyon (hareketsizlik) bu plak ve vidalarla yapılmaktadır.

*Kemik Grefti(Kemik tozu)

Diş implantlarının başarısı için implant çevresindeki kemik miktarı çok önemlidir. Kemik kaybı çok farklı nedenlere bağlı olarak gelişmiş olabilir ancak gelişen teknoloji implant çevresindeki kemik miktarını hastanın kendinden aldığımız veya yapay kemik greftleri ile arttırabilmemize olanak vermektedir.

Yapılan radyografik tekniklerle operasyon öncesinde greft kulanılıp kullanılmayacağı belirlenebilir.

*SİNÜS LİFTİNG(Sinüs Kaldırma)

Üst çenede azı dişlerinin köklerinin uç kısımlarında sinus adını verdiğimiz kemik boşlukları mevcuttur. Bu boşlukların sesin rezonansının ayarlanmasından kafanın ağırlığının azaltılmasına kadar birçok görevi vardır.

Diş hekimliğinde implant yapımı sırasında kemiğin yetersiz olduğu durumlarda bu bölgeye kemik ekme işlemi uygulanarak kemik seviyesi arttırılmakta ve implant uygulanabilmektedir.

Üst çene kemiğinin (maxilla) sağ ve sol bölümlerinin içerisinde sinüs adı verilen boşluklar bulunur. Bu boşlukların ana görevi kafatası kemiklerinin ağırlığını azaltmaktır. Bu boşluklar; yıllarca dişsiz kalmış bölgelerde dişlerin dizildiği (implantın yerleşeceği) alveol kemiğine doğru hacimsel olarak genişler. Bu genişleme implantın yerleştirileceği kemik hacminde azalma demektir.

Sinüs Lifting azalan kemik hacmini sinüs boşluğu yönünde artırmaya yönelik özel bir cerrahi uygulanmadır. Hastanın isteğine göre lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilen bu operasyon ile çene kemiği ile sinüs mukozası arasına kemik partikülleri yerleştirilir ve kemik oluşumu için en az 6 altı ay beklenir.

Sinüs lifting operasyonlarında hastanın kendi kemiği (otojen greft) ya da kemiğe dönüşebilen malzemeler (biyomateryaller) kullanılabilmektedirler. Biyomateryaller, sentetik olarak üretilen kalsiyum-fosfat bileşikleri (Hidroksilapatit, Trikalsiyum Fosfat), mercanlardan elde edilenler, cam esaslı olanlar, hayvan (sığır-domuz) veya insan kaynaklı olanlar olmak üzere geniş bir kaynak çeşitliliği gösterirler. Bu malzemelerden hangisinin en iyisi olduğu sorusuna yanıt olarak greftler içersinde insanın kendi dokusunun (otojen greft) her zaman en verimli olan olduğunu söylemek mümkündür. Ancak yapılan çalışmalar operasyon tekniği doğru uygulandığında bütün malzemelerin benzer sonuçlar verdiğini göstermişlerdir.

Günümüzde; dünyada, genel yaklaşım sinüs lifting işlemi için gerekli olan greft hacmi her sinüs için yaklaşık 2-3 cm3 olduğundan hastanın vücudunun başka bir bölgesinden kemik almak yerine, sığır kaynaklı deproteinize-mineral greft (proteinden arındırıldığı için hastalık taşıma riski bulunmayan, mineral kısmı ise insan kemiğinin kalsiyum ve fosfattan oluşan mineral komponentine benzeyen) kullanmak yönündedir. Hastanın kendi kemiği ile sentetik greft kaışımı da yaygın olarak kullanılmaktadır.

Sonuç olarak, sinüs lifting işlemi üst çenede, arka bölgede yer alan çiğneme işlemi için en çok kullandığımız küçük azı ve büyük azı dişleri bölgesinde diş eksiklikleri ile birlikte sinüs tabanının sarkık olup, kemik yüksekliğinin 4mm nin altında bulunduğu vakalarda uygulanır. sabit implant-üstü protez yapabilmek için sinüs boşluğunun kemiğe dönüşen malzemelerle doldurulmasını içeren cerrahi bir yöntemdir. Uygulama basit ama hassas bir cerrahi tekniğe sahiptir.

*KEMİK OGMENTASYONU

Diş çekimlerinden sonra, uzun dönemde karşılaşılan en büyük problemlerden biri çene kemiklerinde görülen erimedir. Diş kayıplarının tedavisi, implant uygulamaları ile giderilecekse kemik yüksekliği ve hacmi daha da önem kazanır. İmplantın uygulanabilmesi için belirli yükseklikte ve kalınlıkta kemik varlığını gerektirir.

Erken yaşta diş kayıpları ya da yoğun dişeti iltihabı sonucu kemik hacminde oluşan azalmaları kemik onarımları ile giderilebilir. Bu onarımlar, hastaların kendi vücutlarından alınan kemik ile gerçekleştirilebildiği gibi, inorganik materyaller ya da sentetik materyaller de aynı amaçla uygulanabilir. Çene cerrahisindeki gelişmelerin en önemlilerinden biri de bu uygulamaların kolaylaşması, hızlanması ve güvenliğinin artmasıdır.

İmplant uygulamasının başarısını sağlayan en önemli faktör, uygulamanın yapılacağı bölgedeki çene kemiğinin yeterli miktarda, yoğun, sert ve sağlam olmasıdır. Kemik miktarının az olduğu durumlarda dişetinin üzerinden açılan bir alandan kemik eklemesi yapılır. Bu sayede kemik dokusunun hem yüksekliğinde hem de kalınlığında implant uygulaması için gerekli olan kemik hacmi sağlanır. Bu işleme "kemik ogmentasyonu" adı verilir. Kemik ogmetasyonu sayesinde artık geçmişte implant uygulanamayan pek çok olguda artık başarılı implant uygulamaları yapılabilmektedir.

İmplant planlanan kemik bölgesinde kemik kalınlığının ve/veya yüksekliğinin az olması durumlarında rejeneratif kemik cerrahilari ile istenilen kemik miktarlarına ulaşılabilir.

Bu amaçla uygulanan kemik greftleme operasyonlarında implant yerleştirilmesi planlanan çene bölgesine cerrahi olarak hastanın kendi kemiklerinden alınan (otojen) ya da sentetik olarak üretilen kemik greftleri yerleştirilir. Hastanın kendi kemiğinin kullanıldığı otojen greftlemelerde verici kemik kaynağı olarak çene kemikleri, kalça kemiği (iliak kemik) ya da tibia (kaval) kemiğinden alınan blok yada granül haldeki kemik kullanılabilir.

*Çene Eklemi Rahatsızlıkları (Çene Eklemi Hastalıkları)


Alt Çene Eklemi Sendromu Nedir?



Alt çene, kafatasına her iki taraftan 5 çift kas ve alt çene eklemi ile bağlanır. Çenenin açılıp kapanmasını, yana ve ileri hareketini bu eklem temin eder. Alt çenenin “Kondil” adı verilen eklem lokması ile, kondilin ka fatasına oturduğu boşluk arasında eklem diski yer alır. Kaslar, kondil ve disk arasındaki uyumun bozulması alt çene eklemi sendromu denilen hastalığa yol açar. A.B.D.'de 60 milyon insanda bu hastalık mevcuttur. Yaygınlığı kadın-erkek arasında eşit orandadır. Fakat kadınlar tedavi için daha çok başvurmaktadır.



Alt Çene Eklemi Sendromu'nun Belirtileri Nelerdir?


Alt çene eklemi sendromu'nun birçok belirtisi vardır. Bunların hepsinin aynı kimsede bir arada bulunması gerekmez. Bu belirtiler şunlardır:
- Özellikle uyanma sırasında görülen baş ağrıları,
- Alt çene eklemi çevresindeki kaslarda hassasiyet,
- Kulak etrafından yüze doğru yansıyan ağrı,
- Ağzı açarken veya kapatırken tıkırtı veya atlama sesi,
- Çiğneme, yutkunma ve ağız açma sırasında ağrı veya zorluk,
- Herhangi bir infeksiyon bulunmadığı halde kulak ağrıları,
- Baş dönmesi.
Görüldüğü gibi hastalık çok çeşitli belirti vermekte, bu belirtiler bazen hastanın yanlış hekime başvurmasına neden olabilmekte (Mesela hastanın kulak ağrısı için K.B.B. uzmanına; baş dönmesi için nöroloji uzmanına başvurması gibi) hekim, bu şikayetlerde görünür bir neden bulamayınca, hastalığın teşhisi uzun süre gecikmektedir.



Alt Çene Eklemi Sendromunun Sebepleri Nelerdir?


Hastalığın sebebi genellikle çiğneme kasları ile alt çene kondili ve eklem diski arasındaki uyumlu çalışmamadır. Böyle bir uyumsuzlukta kaslarda kasılma (kramp) görülür ve spazm oluşur. Bazen hastalık ilerler ve doku harabiyeti, spazm, ağrı ve hassasiyetin ardarda geldiği bir döngü (siklus) meydana gelebilir.
Kazalar, boyun ve başa gelen travmalar ve alt çene eklemi iltihabı (artritis) de bu hastalığa neden olabilmektedir.
Alt çene eklemi sendromunun klinikte en sık görülen iki nedeni şunlardır
1- Diş gıcırdatma, diş sıkma gibi alışkanlıklar: Bazı hastalar, farkında olmadan geceleyin diş gıcırdatırlar veya dişlerini sıkarlar. Bunatıp dilinde ”bruksizm” denir. Gıcırdatma ve diş sıkma çiğneme kaslarını yorar ve spazm meydana getirir.
2- kötü kapanış (Maloklüzyon) Bazen ısırıldığında dişler dengeli bir şekilde kenetlenmeyebilir. Bu durumun genel adı “maloklüzyon” dur.kötü kapanış çiğneme kaslarında spazma neden olur ve hastalık meydana gelir.


Alt Çene Eklemi Sendromu Nasıl Teşhis Edilir?


Hastalığın sebepleri çeşitli olduğu için tedavisi de buna bağlı olarak değişir, mümkün olduğunca konservatif tedavi uygulanmaktadır:
- Diş hekimi öncelikle, hastanın kas spazmları ve ağrısını dindirir. Kas masajı ve sert olmayan yiyecekler önerebilir. Ayrıca, kas gevşetici ve ağrı kesici ilaçlar da verebilir.


- maloklüzyonu üzeltmek için; Dişlerin kapanış yolları düzenlenir; dişler uygun aşındırmalarla birbirine uyarlanır. Bazen düzgün kapanış için ortodontik tedavi de gerekebilir.
- Telkin ve rölaksasyon tedavisi de bazı alt çene eklemi sendromlu hastalara yardım edebilir. Bu uygulamalar, hastanın stresli durumdan uzaklaşmasını sağlar.
- Eğer kes spazmları geçmiyorsa ve hastalık kronik hal almışsa, cerrahi tedaviye başvurulur.

*BRUKSİZM


Diş sıkmanın (bruksizm) belirtileri nelerdir?


Gece uykuda farkında olmadan dişlerinizi sıkıyorsanız veya bir yakınınız bu konuda sizi uyardı ise sizde bruksizm var demektir. Bu rahatsızlık, baş, kulak, çene-yüz ağrıları, kulak çınlaması, çene ekleminden ağzı açarken ses gelmesi, ağız açmada kısıtlılık, ağrı veya çenede kaymalar şeklinde belirtilerle kendini gösterir. Çoğu kez klinik belirti vermeden, yıllarca devam eden, bazen de akutlaşıp, insanları adeta canından bezdiren bir rahatsızlıktır. Diş hekimleri bruksizm hastalarını klinikte muayene ettiğinde, dişlerin kesici kenarlarında aşınmaya bağlı diş boylarının kısaldığını, diş yüzeylerinde çok ince çatlakların oluştuğunu görebilirler. Ayrıca hastalarda diş mine dokusunun incelmesine bağlı, soğuk- sıcak hassasiyetleri fazla olmaktadır. Bu hastalarda herhangi bir travma yokken diş mine kırıkları ya da daha önceden yapılmış restorasyonların kırılması gibi durumlarla da karşılaşılır.
Farkında olmadan çene ekleminizde ve yüz kaslarınızda, aşırı yüklenmeye sebep olabilecek şekilde dişlerinizi sıkar ya da gıcırdatırsanız, ileriki dönemlerde eklemde bozulmalara yol açarak, kalıcı çene eklemi rahatsızlıkları oluşturabilirsiniz. Ayrıca çene eklemi rahatsızlıkları, çene ve yüz bölgesinde maruz kalınan bir travmayla da gelişebilir.


Diş Sıkmanın Tedavisi
Tedavinin amacı dişlerde çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır.
Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbiriyle temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan "gece koruyucuları", diş gıcırdatması sorununun tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucuları genellikle tek başına yeterli olamayabilir.
Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerin de uygulanması gerekmektedir:
•Stres terapisi
•Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler
•Kas gevşetici ilaç uygulanması
•Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi
•Eksik olan dişlerin yerine konulabilmesi için protez uygulama
*Gece Plağı

Günlük hayatta genellikle uyku esnasında sıkça karşılaşılan diş gıcırdatma, güçlü çene hareketlerinin oluşturduğu dişi sıkma ve gıcırdatma olayı olarak bilinmektedir

Hastanın ağız ve diş yapısına uygun biçimde diş gıcırdatması probleminin önüne geçmek için gece plağı yapılabilir. Geliştirilen diş plakları çene fonksiyonuna göre değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle geceleri uyuma esnasında dişleriniz gıcırdıyorsa gece plağı ideal bir seçim olacaktır.

hastanın ağzının ölçüsü alınarak gece plağı şeffaf olarak basılır. Şeffaf gece plakları dişlerin aşınmasını büyük ölçüde geciktir.hastanın şikayetleri geçer.

Ortopedik apereyle de tadavisi mündür. Akrilik bloklar ve tellerden olşan apereyi hasta geceleri takar. Gece plagına göre maliyeti yüksek olsada kullanım ömrü daha uzundur.

*Aft Nedir


Genelde dil, dudak ve yanak mukozası, yumuşak damak ve diş etleri üzerinde görülen sarı kırmızı hare ile çevrili ağrılı ülser lezyonlarıdır. Bir tane olabildiği gibi birden fazla da olabilir. Bayanlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Çok ağrılıdırlar. bulaşıcı değildirler.

Neler afta sebep olur?


-


Pekçok hastalıkta olduğu gibi, stres aft oluşumunun en önemli nedenlerinden biridir.

Travma , kronik olarak dudak ve yanak ısırma aftın oluşumunu hızlandırabilir

Diş macunlarında bulunan sodyum lauryl sülfat adlı madde mukoza hücrelerinde yıkıcı etkiye sebep olarak aft

oluşumunu hızlandırır

Bayanlarda adet dönemi öncesi gerginlik dönemi aft oluşumunu tetikler.

Sirke, turşu, aşırı baharatlı ve tuzlu yiyecekler, aft oluşumunu arttırabilir

Behçet hastalığı gibi Bazı sistemik hastalıklarda, vücuttaki diğer belirtilerle birlikte ağız içinde aft oluşumu gözlenir.

Aşırı sigara tüketimi aft oluşumunu attırır.

Beslenme bozuklukları bağişıklık sistemini zayıflttığı için aftların ıluşmasına yolaçabilir.

B12 vitamini eksikliği ve demir eksikliğinde bağışılık sistemi zayıfladığından aft oluşumuna zemin hazırlar.

Aftın tedavisi nasıldır?


Aftlar genellikle hiç bir şey yapılmasa bile 7-10 gün içinde kendiliğinden geçer

Sıcak ve baharatlı yiyecekler kullanılmamalıdır

Yemeklerden önce ağrı kesici spreyler kullanılabilir

Anestezik kremler kullanılabilir

B kompleks vitamin desteği kullanılabilir

*UÇUK

Uçuk nadiren ağız içinde olsa da, genellikle dudak kenarı gibi ağız dışı bölgelerde görülen, içi sıvı dolu küçük kabarcıklara verilen addır. Genellikle ağrılıdır ve ağrı uçuk oluşumundan birkaç gün önce başlar. Bu kabarcıklar zaman içinde patlayarak kabuklanır. Ortalama 7-10 gün içerisinde iyileşir.


UÇUK OLUŞUMUNU ETKILEYEN FAKTÖRLER :


Uçuğun oluşum nedeni herpes simpleks olarak adlandırılan bir virüstür. Daha önce bu enfeksiyonu geçirmiş olan kişilerde pasif halde bulunan bu virüs, güneş ışığına maruz kalma, stres, travma, yorgunluk, hormonal değişiklikler gibi durumlarda aktifleşerek uçuk oluşumuna neden olur.



UÇUK BULAŞICIDIR:


Uçuğun patlamasından itibaren tamamen iyileşene kadarki süre en riskli dönemdir. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı eşyalardan ve uçuklu birinin öpmesi sonucu bulaşma meydana gelir. Bulaşıcı olduğu için uçuğa dokunulmaması gerekir.

TEDAVISI:
Günümüzde uçuğun tedavisinde antiviral uçuk kremleri kullanılır.

AFT VE UÇUK ARASINDAKI FARKLAR :

  • Aft sadece ağız içinde meydana gelir.
  • - Uçuk nadiren ağız içerisinde, genellikle ağız dışında meydana gelir

- Aft bulaşıcı değildir, uçuk bulaşıcıdır.

  • - Aftın oluşumu henüz tam olarak açıklanamamıştır, uçuk bir virüs enfeksiyonudur.

Diş çekimi kaç para? implant fiyatları ne kadar? diş tedavileri ne kadar?

Yönetmelik gereği internet ortamında fiyat bilgisi verilememektedir. Detaylar için lütfen bizimle iletişime geçin.

Esin YAMAN KILDIRAN Diş Hekimi

Hayallerinizdeki Gülümsemeyi Yakalamak İçin Bekliyoruz. .

“Site içeriğinde bulunan bilgiler bilgilendirmek içindir, bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.”

Türk diş hekimleri birliğinin disiplin yönetmeliği gereği bu site de merkezi, büyük, sessiz, temiz, en iyi diş hekimi, konusunda uzman, güler yüzlü, ilgili gibi terimlere yer verilmemiştir.

Yine Türk Diş Hekimleri yönetmeliğine uygun olarak vakaların öncesi sonrası resimleri konulmamıştır.